gel gelelim örnek diyet zanlısı aria nın yaptığı saçma sapan yanlışlara:
1. işim için yaptığım günü birlik gezide iyice saçmaladım kabul.şöyle ki;
tüm günü üç paket diyet bisküvi,bir tost,yarım litre kefir ve bir kase çorbayla geçirdim...
gurur duymuyorum,evet..
ancak hiç vaktim yoktu ve bunları yiyebilmem bile bir şanstı
2.oruç tutamadığım geri kalan 9 günün 3 ünde saçmalamaya devam etmem.
iş yerinde yemem gereken asıl ara öğünleri ve öğle yemeklerini yiyemedim..hükümsüzdür..
akşam iftar menüsü hazırlasam da öğlen kaynadı mı,kaynadı işte..
3.al sana bir az yeme faciası daha: iftar davetleri:
iftara davete gittiğimiz yakınımızın evinde maalesef sadece salata yoğurt ve tavuk yiyebildim,üstelik geç döndüğümüz için ara öğünlerim de gümbürtüye gitti hatır için,ben de..
4.iftar faciası reloaded:bu iftar o kadar da masum değil:
maalesefler çoğalıyor..iftar için gittiğimiz ızgaracı da çorba,pide,salata ve 6 köfte yedim,ki bunlardan 5 i küçük inegöl köfte biri büyük kaşarlı köfteydi..ara öğünler toz oldu hemen..
5.iftar faciası revolution:dün geceki bu iftar da pek masum olmasa da daha göz ardı edilebilirdi yada büyük patronlar oldukça lux bir yerde iftar verdikleri için ben göz ardı etmekte sakınca görmedim :D
--yarım kase çorba
--30 gram pide
--çeyrek porsiyonluk içli köfte(kızartmaydı,canı sağ olsun)
--yağsız etten yapılmış sebzeli fındık lahmacun
--parmak büyüklüğünde sebzeli kebap
--iki parça terbiyeli tavuk(toplamda hemen hemen bir yumurta büyüklüğünde)
--bir yumurta büyüklüğünde yağsız tandır kırmızı et
--salata
--limonata(şekerli şekerli bodoslama daldı diyetime)
--bir dilim baklava (evet bunu da yaptım)
--bir dilim baklavanın yarısı kadar güllaç
yediklerimin yağ seviyelerinin içli köfte hariç minimum düzeyde olması ve aralıklarla gelmesi beni biraz kurtardı
tabii ki dondurmamı ve gece yarısı süt ve meyvemi feda ettim
bu yaptığım cıssss listesi 10 günlük..
ancak bu akşam da iş yerinde zorunlu iftar var,ağlamak istiorum sayın seyirciler..
hayır her davette yok ,aria cım erimişsin,yok manken ol sen diyet bitince gibi gazlar almasam,aniden ateşim çıkıcak boğazım şişicek eve gitmem gerekicek iftarda ama..du bakalım..
beni evde sebze çorbam,baharatlı tavuk göğsüm ve az yağlı patlıcan yemeğimlen light yoğurdumlan,dondurmamlan bırakın bi....lütfen ama!!!
yarın da diyetisyen randevum var,nasıl günah çıkarıcam bakalım..hadi rast gele
30 Ağustos 2010 Pazartesi
25. gün/devam RAMAZAN da iki cambaz
Gönderen Aria zaman: 02:34 0 yorum
evet etkilerini yazdık o kadar şimdi ramazan olmasına rağmen nasıl böyle sonuçlara ulaştığıma geldi sıra;
ramazan da beslenme düzeni ve sonuçları hakkında doğru bildiğimiz o kadar çok yanlış var ki..
1--------->ORUÇ TUTMAK KİLO VERDİRİR:
bu zırvaya hala inanan varsa kendisine en kibarından oha demek istiyorum,biliyorsunuz oha memelilerin bir cinsine dur demek için sarfedilen harf grubudur,yani portakal orda kal hesabı...
oruç tutarken düşen kan şekeri,eğer iftarda ve sahurda dengelenmezse metabolizmanızı tarumar eder, önce bunu aklınıza sokun...
uzun süre aç kalan vücudunuzu aç bırakmaya devam ederseniz metabolizmanızın hızı anında düşer,kendinizi sürekli sırtında taş taşımış kadar yorgun,kan şekeriniz habire düşük olduğu için aç ve gözü dönmüş hissedersiniz.
statünüz de sürekli "bayılayazıyor" olarak görünür..
şimdiye kadar iftarda kendini tutup böyle az yiyene hiç rastlamadım..
yine zayıflarım nasıl olsa bütün gün birşey yemiyorum hevesiyle iftarda yemeğe abanangillerinde zayıflama konusunda hiç şansı yok malesef..
hatta tam tersi bu tip bir beslenme daha çok kilo alınmasına sebep ve direk yağ dokuya damla damla ekleniyor.
sebebi çok basit,tüm gün düşen metabolizma hızınız,gün içinde ne yaparsanız yapın,sizi seferberlik altına sokup yapay kıtlık oluşturduğu için bir anda yediğiniz her şey depoya alınıyor ki geri kalan kıtlık zamanında kullanıma hazır olsun.
yani oruç tutarak anoreksikleri baz alarak kilo verilmez,aksine ramazan gibi riskli bir ayda yağ fıçısına dönüverirsiniz,söylemedi demeyin.
2---------------->RAMAZANDA DİYET YAPMAK BÜNYEYİ HIRPALAR;
bızzzzzzzzzzzzztt!! yine bilemediniz,yanlış cevap.
ramazanda yapılan sağlıklı beslenme programı , tam boğulurken sizi tutup çıkaran sahil güvenlik görevlisi olabilir..
yanlız bakın dikkatinizi cümle içindeki en önemli kelime grubuna çekmek isterim: sağlıklı beslenme programı !
ben bunu kendi başıma hayatta başaramazdım,ki daha önce de başaramadım,hayatımda koskoca bir fail dir ramazanlar ve ramazanda alınan kilolar.
bu sefer diyetisyenim benim için özel bir liste hazırladı ve bu listeyle devam ediyorum.gün içinde bile hiç açlık hissetmiyorum,iftardan sonra hiç mide ağrısı çekmiyorum ve en güzeli metabolizma hızımı düşürmeden kendimi açlığa mahkum etmeden kilo vermeye devam ediyorum.
eski ramazanlardan çok daha enerjiğim,iş yerinde de canavar gibi verimliyim.
bilmem siz mesajı aldınız mı!!
3------------------------>RAMAZANDA KİLO VERMEK İMKANSIZDIR;
öhöm öhöm,yarım saattir ne anlatıyoruz burda şekerim,pantolon diyorum fermuar diyorum,hatun hatta yok!!
kilo verirken kişiye özel listeyle yola çıkmak,kişinin zevklerine,bünyesine,alışkanlıklarına göre her besin grubunu içeren listeler oluşturmak kuralı baş köşeden kımıldamayan sultan hanım olmalı,öyle bilin onu,kımıldatmaya cürret ederseniz kelle koltukta yaşarsınız....bu ramazan için de aynı,okullar açıkldığında da,bayramda da,herşey dahil tatil köyüne gittiğinizde de..
hem..
size ne canım angelina jolie nin nasıl zayıfladığından,liz hurley in nasıl form tuttğundan..onlar için uygulandığı söylenen yalan yanlış listelerin ortalıkta uçuşması insanları zayıflatsaydı amerikada obez kalmazdı..
ayrıca listeler doğru olsa bile o insanların ölçülerine alışkanlıklarına göre yapılmış..
çok yakın bi misal patlatıyım şöyle:
yaptığım diyetin aynısını ,ramazanda ekstradan uğraşmamak için benim mankenden hallice jennifer lopez kılıklı taş hatun kişi,eski atlet annem de yapmaya kalktı.
dikkatinizi çekerse "yapmaya kalktı" diyorum,"yaptı" demiyorum.
çünkü kendisi hazır ramazanda ben hem doyuyorum hem kilo veriyorum diye aynı etkiyi yaratacağını sansa da
aramızdaki haşin metabolizma farkı gerçeği suratına çarparak zat-ı halinin 2 kilogramcık almasına sebep oldu :)
şimdi diyeceksiniz ki aria,hani nerde sağlıklı beslenme..
bende size diyeceğim ki bu benim vücudum için sağlıklı beslenme..
1.75 boyum ve şu an net olarak bilemediğim kilolarımla biz zaten tek başımıza iktidarız kalori yakmada,
bi de üstüne 21 gibi aktif bir yaş ve benim her bulduğum boşluğu merdiven çıkarak değerlendirmem gelince,
kendi listemdekilerle pıt pıt erimem normal zaten...
ben iftarımda çorbamı da içiyorum etimi de,sebze yemeğimi de yoğurdumu,pidemi,salatamı da yiyorum,
üstüne ara öğün olarak çikolatalı dondurma bile yiyorum mesela
bünyem bunları kaldırmaya ve yakmaya müsait,
alışkanlıklarımla örtüşüyor yediklerim,
bir başkası için bu kuralın geçerli olmaması çok normal,belki benim için bile bir kaç ay sonra geçerli olmayacak,işte o yüzden bir uzmanla çalışmak bu kadar önemli..
unutmayın ki ilk okula yeni başlayan bir çocuk gözüyle okumak imkansızdır..
o yinede birkaç ay sonra okumayı söker,ama heceleyerek ama sular seller gibi.
bu öğrencinin başarısı olduğu kadar öğretmenin başarısıdır da ,öğretmen harfleri,fişleri,heceleri tanıtır,öğrenciye harf harf kitap okutur..
işte diyetisyen sizin kilo verme öğretmeninizdir,adım adım gram gram yolları açar size,
yeni tarifler,yeni ipuçları gösterir
takip etmek size kalmış..
ramazan da beslenme düzeni ve sonuçları hakkında doğru bildiğimiz o kadar çok yanlış var ki..
1--------->ORUÇ TUTMAK KİLO VERDİRİR:
bu zırvaya hala inanan varsa kendisine en kibarından oha demek istiyorum,biliyorsunuz oha memelilerin bir cinsine dur demek için sarfedilen harf grubudur,yani portakal orda kal hesabı...
oruç tutarken düşen kan şekeri,eğer iftarda ve sahurda dengelenmezse metabolizmanızı tarumar eder, önce bunu aklınıza sokun...
uzun süre aç kalan vücudunuzu aç bırakmaya devam ederseniz metabolizmanızın hızı anında düşer,kendinizi sürekli sırtında taş taşımış kadar yorgun,kan şekeriniz habire düşük olduğu için aç ve gözü dönmüş hissedersiniz.
statünüz de sürekli "bayılayazıyor" olarak görünür..
şimdiye kadar iftarda kendini tutup böyle az yiyene hiç rastlamadım..
yine zayıflarım nasıl olsa bütün gün birşey yemiyorum hevesiyle iftarda yemeğe abanangillerinde zayıflama konusunda hiç şansı yok malesef..
hatta tam tersi bu tip bir beslenme daha çok kilo alınmasına sebep ve direk yağ dokuya damla damla ekleniyor.
sebebi çok basit,tüm gün düşen metabolizma hızınız,gün içinde ne yaparsanız yapın,sizi seferberlik altına sokup yapay kıtlık oluşturduğu için bir anda yediğiniz her şey depoya alınıyor ki geri kalan kıtlık zamanında kullanıma hazır olsun.
yani oruç tutarak anoreksikleri baz alarak kilo verilmez,aksine ramazan gibi riskli bir ayda yağ fıçısına dönüverirsiniz,söylemedi demeyin.
2---------------->RAMAZANDA DİYET YAPMAK BÜNYEYİ HIRPALAR;
bızzzzzzzzzzzzztt!! yine bilemediniz,yanlış cevap.
ramazanda yapılan sağlıklı beslenme programı , tam boğulurken sizi tutup çıkaran sahil güvenlik görevlisi olabilir..
yanlız bakın dikkatinizi cümle içindeki en önemli kelime grubuna çekmek isterim: sağlıklı beslenme programı !
ben bunu kendi başıma hayatta başaramazdım,ki daha önce de başaramadım,hayatımda koskoca bir fail dir ramazanlar ve ramazanda alınan kilolar.
bu sefer diyetisyenim benim için özel bir liste hazırladı ve bu listeyle devam ediyorum.gün içinde bile hiç açlık hissetmiyorum,iftardan sonra hiç mide ağrısı çekmiyorum ve en güzeli metabolizma hızımı düşürmeden kendimi açlığa mahkum etmeden kilo vermeye devam ediyorum.
eski ramazanlardan çok daha enerjiğim,iş yerinde de canavar gibi verimliyim.
bilmem siz mesajı aldınız mı!!
3------------------------>RAMAZANDA KİLO VERMEK İMKANSIZDIR;
öhöm öhöm,yarım saattir ne anlatıyoruz burda şekerim,pantolon diyorum fermuar diyorum,hatun hatta yok!!
kilo verirken kişiye özel listeyle yola çıkmak,kişinin zevklerine,bünyesine,alışkanlıklarına göre her besin grubunu içeren listeler oluşturmak kuralı baş köşeden kımıldamayan sultan hanım olmalı,öyle bilin onu,kımıldatmaya cürret ederseniz kelle koltukta yaşarsınız....bu ramazan için de aynı,okullar açıkldığında da,bayramda da,herşey dahil tatil köyüne gittiğinizde de..
hem..
size ne canım angelina jolie nin nasıl zayıfladığından,liz hurley in nasıl form tuttğundan..onlar için uygulandığı söylenen yalan yanlış listelerin ortalıkta uçuşması insanları zayıflatsaydı amerikada obez kalmazdı..
ayrıca listeler doğru olsa bile o insanların ölçülerine alışkanlıklarına göre yapılmış..
çok yakın bi misal patlatıyım şöyle:
yaptığım diyetin aynısını ,ramazanda ekstradan uğraşmamak için benim mankenden hallice jennifer lopez kılıklı taş hatun kişi,eski atlet annem de yapmaya kalktı.
dikkatinizi çekerse "yapmaya kalktı" diyorum,"yaptı" demiyorum.
çünkü kendisi hazır ramazanda ben hem doyuyorum hem kilo veriyorum diye aynı etkiyi yaratacağını sansa da
aramızdaki haşin metabolizma farkı gerçeği suratına çarparak zat-ı halinin 2 kilogramcık almasına sebep oldu :)
şimdi diyeceksiniz ki aria,hani nerde sağlıklı beslenme..
bende size diyeceğim ki bu benim vücudum için sağlıklı beslenme..
1.75 boyum ve şu an net olarak bilemediğim kilolarımla biz zaten tek başımıza iktidarız kalori yakmada,
bi de üstüne 21 gibi aktif bir yaş ve benim her bulduğum boşluğu merdiven çıkarak değerlendirmem gelince,
kendi listemdekilerle pıt pıt erimem normal zaten...
ben iftarımda çorbamı da içiyorum etimi de,sebze yemeğimi de yoğurdumu,pidemi,salatamı da yiyorum,
üstüne ara öğün olarak çikolatalı dondurma bile yiyorum mesela
bünyem bunları kaldırmaya ve yakmaya müsait,
alışkanlıklarımla örtüşüyor yediklerim,
bir başkası için bu kuralın geçerli olmaması çok normal,belki benim için bile bir kaç ay sonra geçerli olmayacak,işte o yüzden bir uzmanla çalışmak bu kadar önemli..
unutmayın ki ilk okula yeni başlayan bir çocuk gözüyle okumak imkansızdır..
o yinede birkaç ay sonra okumayı söker,ama heceleyerek ama sular seller gibi.
bu öğrencinin başarısı olduğu kadar öğretmenin başarısıdır da ,öğretmen harfleri,fişleri,heceleri tanıtır,öğrenciye harf harf kitap okutur..
işte diyetisyen sizin kilo verme öğretmeninizdir,adım adım gram gram yolları açar size,
yeni tarifler,yeni ipuçları gösterir
takip etmek size kalmış..
25. gün
Gönderen Aria zaman: 01:26 0 yorum
bu gün diyetin tam 25. günü ve ben ilk 15 günde tam 2.5 kilo verdim,şu an kaç kiloda olduğumu bilemiyorum , yarın diyetisyene gideceğim ve (her ne kadar evimde yağ,su,kas ölçümlerini yapabileceğim bir tartım olsa da) oraya gidene kadar tartılmak istemiyorum.çünkü,evimde yapabileceğim tartılma işleminde çıkan sonuç kötüyse motivasyon kaybına,iyise tartıyı saplantı haline getirmeme sebep olabilir.
diyeti tam anlamıyla uygulayabildiğim günlerde hiç açlık çekmedim,aksine listedekilerin tamamını tüketmenin zorladığı zamanlar çokça oldu,ama diyetisyenimin ısrarla tekrarladığı üzere listede ne yazıyorsa hepsini belirlenen saatte tamamen yedim.
peki neler değişti?
geçmiş yazılarımda bahsettimmi bilmiyorum ama ben fermuarlı pantolon kullanıcısıyım ve dolabımdaki tüm pantolonların fermuarlarında aynı esrarengiz problem vardı..
zira hiç biri sonuna kadar kapanmaz,kapanır kapanmaz da sonuna kadar açılırlardı..
ve ben bu mistik olayı bir türlü çözemediğim için fermuar şirketlerinin yedi sülalesiyle hallice haşırneşir olmuştum mental olarak..
"aria dükkanlar açık" ,"fermuarını kapamayı unutmuşsun şekerim" esprisiyle daha fazla içlidışlı olmamak için çareyi uzun üstler giymekte bulmuştum.
15. günde artık gün içinde fermuarımı kontrol etmeme gerek kalmadığını farkettim..
nedense benim fermuar perileri kendilerine uğraşıcak yeni bır gardrop bulmuşlardı anlaşılan!
25. güne tekabül eden bu sabah bambaşka bişey oldu,anlaşılan dolabıma dadanan başka bi peri cinsi vardı ki itiraf etmeliyim ben bunları çok sevdim..
kıyafetlerini iki beden büyüten ama etiketleri aynı bırakan perileri hangi tombul sevmez!!!??!!!
iki sene önce aldığımda korse giydikten sonra giymemin yaklaşık 20 dakika sürdüğü daracık mavi kotumu ,hemde korse,çorap veya yakın akrabası hiç bir inceltme aracı giymeden sabah sabah 10 saniyede giyivermemin insan işi olabileceğine pek ihtimal vermiyorum açıkçası..
hayır eskiden yürürken bile,tam giyemediğim ve basenlerimden çok da yukarı çıkmadığı için,aniden düşme endişesi yaratan pantolonun şu an belimi düzeltmek için bir kere bile dokunmadığım,ceplerine elimi rahat rahat sokabildiğim belime oturan pantolonla model benzerliği dışında pek bir ortak noktası yok çünkü!!
o yine birşey;
üzerine giydiğim mavi gömleğin kollarını bile gevşetmeyi unutmamış bu düşünceli periler......
çünkü aldığımda kollarımı cendereye alan,bol kesim olduğu halde son düğmesi ısrarla iliklenmediği için açık bırakarak tarz yapmaya çalıştığım kumaş parçasıyla,şu an üstümde boyfriend kesim kollarında bi parmak boşluk olan ve son düğmesi iliklense bile havada uçusan gömleğin de pek bi alakası yok!!
yok yok kesin peri işi bunlar,umarım önümüzdeki aylarda kıyafetlerimi öyle büyütürler ki tamamını verip yenilerini almak zorunda kalırım ...
şirinliğinin zirvesindeki biricik perilerime de burdan selam ederimn :D
diyeti tam anlamıyla uygulayabildiğim günlerde hiç açlık çekmedim,aksine listedekilerin tamamını tüketmenin zorladığı zamanlar çokça oldu,ama diyetisyenimin ısrarla tekrarladığı üzere listede ne yazıyorsa hepsini belirlenen saatte tamamen yedim.
peki neler değişti?
geçmiş yazılarımda bahsettimmi bilmiyorum ama ben fermuarlı pantolon kullanıcısıyım ve dolabımdaki tüm pantolonların fermuarlarında aynı esrarengiz problem vardı..
zira hiç biri sonuna kadar kapanmaz,kapanır kapanmaz da sonuna kadar açılırlardı..
ve ben bu mistik olayı bir türlü çözemediğim için fermuar şirketlerinin yedi sülalesiyle hallice haşırneşir olmuştum mental olarak..
"aria dükkanlar açık" ,"fermuarını kapamayı unutmuşsun şekerim" esprisiyle daha fazla içlidışlı olmamak için çareyi uzun üstler giymekte bulmuştum.
15. günde artık gün içinde fermuarımı kontrol etmeme gerek kalmadığını farkettim..
nedense benim fermuar perileri kendilerine uğraşıcak yeni bır gardrop bulmuşlardı anlaşılan!
25. güne tekabül eden bu sabah bambaşka bişey oldu,anlaşılan dolabıma dadanan başka bi peri cinsi vardı ki itiraf etmeliyim ben bunları çok sevdim..
kıyafetlerini iki beden büyüten ama etiketleri aynı bırakan perileri hangi tombul sevmez!!!??!!!
iki sene önce aldığımda korse giydikten sonra giymemin yaklaşık 20 dakika sürdüğü daracık mavi kotumu ,hemde korse,çorap veya yakın akrabası hiç bir inceltme aracı giymeden sabah sabah 10 saniyede giyivermemin insan işi olabileceğine pek ihtimal vermiyorum açıkçası..
hayır eskiden yürürken bile,tam giyemediğim ve basenlerimden çok da yukarı çıkmadığı için,aniden düşme endişesi yaratan pantolonun şu an belimi düzeltmek için bir kere bile dokunmadığım,ceplerine elimi rahat rahat sokabildiğim belime oturan pantolonla model benzerliği dışında pek bir ortak noktası yok çünkü!!
o yine birşey;
üzerine giydiğim mavi gömleğin kollarını bile gevşetmeyi unutmamış bu düşünceli periler......
çünkü aldığımda kollarımı cendereye alan,bol kesim olduğu halde son düğmesi ısrarla iliklenmediği için açık bırakarak tarz yapmaya çalıştığım kumaş parçasıyla,şu an üstümde boyfriend kesim kollarında bi parmak boşluk olan ve son düğmesi iliklense bile havada uçusan gömleğin de pek bi alakası yok!!
yok yok kesin peri işi bunlar,umarım önümüzdeki aylarda kıyafetlerimi öyle büyütürler ki tamamını verip yenilerini almak zorunda kalırım ...
şirinliğinin zirvesindeki biricik perilerime de burdan selam ederimn :D
7 Ağustos 2010 Cumartesi
nasıl olacak bu iş?
Gönderen Aria zaman: 20:22 0 yorum
tamam kararı verdik,motivasyon tam gaz,peki aria nasıl zayıflayacak?
aria önce radikal bir karar alarak tüm ön yargılarını bir kenara bıraktı ve ben bilirimciliğini bir güzel yutarak diyetisyene danışmaya başladı.
şimdi şöyle oldu,
aslında babam dahil etrafımda gagalarını açıp "yahu daha az yiyeceksin daha çok hareket edeceksin,ne gerek var diyetisyene" diye bıdı bıdı yapan bir sürü insan var,onlara kulaklarımı tıkamak yaptığım en doğru karardı.çünkü,sadece kalori değerleriyle yada ekmeği kesiceksin olucak veyahut efendim üç beyazdan vavgeçiceksin şekerim,tarzı yaklaşımlarla bir yere gelinmediğinin en önemli yaşayan iki ayaklı kanıtı benim.
bu işin belli kuralları var,ve biz bu kuralların hemen hemen hiç birinden haberdar değiliz.
haberdar olduklarımızda etkili veya etkisi uzun süren şeyler değil.
allah aşkına şimdiye kadar hangimiz 2 hafta ekmekten uzak durduk?
hangimizin 3 beyaz dedikçe gözünün önünden baklava geçirmediği bir tam ayı oldu?
benim 15 yıllık kilo kavgamda hiç olmadı.
demek ki bu işin başka bir matematiği var.
o matematiği de okulunda öğrenmiş diplomalı danışmanlar var.
o zaman nedir bu akıntıya kürek çekme sevdası?
örnek vermek gerekirse şu an bir diyetisyene danışıyorum ve çikolata yememin bile serbest olduğu bir listem var.
neden?çünkü dengeli ve her besin grubunun yenebilirliği olan ayarlamalar yapıldı.en önemlisi bu ayarlamalar benim fiziki değerlerime uygun, bana özel yapıldı.
ve diyetisyenin söylediği çok önemli bir nokta:
listede ne yazıyorsa hepsini bitir,2 dilim ekmekse ben bi kaç gram daha fazla veririm diyip 1 dilim yeme.
eğer öyle bir hata yaparsan istediğin kiloya düşmen hayal olur.
bu noktada size destek olabilecek ve soru işaretlerinizi aydınlatabilecek olması da çok önemli,sizin profesyonel gözetiminde bir plana dahil olmanızda..
günde altı öğün yemek yiyorum,oysa bana şimdiye kadar hep,sabah imparator öğle köy ağası akşam berduş gibi ye önerileriyle gelinmişti.oysa ne kadar yanlış.bu üç öğün arasında kan şekeri bir çıkıp bir iniyor ha bire..
sürece yardımcı olacak püf noktalar da çok önemli.
ben başladım ve bu gün üçüncü günüm.bundan sonra her günümün özetini yapacağım burada,diyetisyenimden öğrendiğim püf noktaları ve diyet listelerini de paylaşacağım.
ilk basamakta verilecek kilo 13.6 bu projeye biçilen ömür 4-5 ay.
ikinci basamak da 8 kilo.
başlamak bitirmenin yarısı derler,istemek de almanın..
aria önce radikal bir karar alarak tüm ön yargılarını bir kenara bıraktı ve ben bilirimciliğini bir güzel yutarak diyetisyene danışmaya başladı.
şimdi şöyle oldu,
aslında babam dahil etrafımda gagalarını açıp "yahu daha az yiyeceksin daha çok hareket edeceksin,ne gerek var diyetisyene" diye bıdı bıdı yapan bir sürü insan var,onlara kulaklarımı tıkamak yaptığım en doğru karardı.çünkü,sadece kalori değerleriyle yada ekmeği kesiceksin olucak veyahut efendim üç beyazdan vavgeçiceksin şekerim,tarzı yaklaşımlarla bir yere gelinmediğinin en önemli yaşayan iki ayaklı kanıtı benim.
bu işin belli kuralları var,ve biz bu kuralların hemen hemen hiç birinden haberdar değiliz.
haberdar olduklarımızda etkili veya etkisi uzun süren şeyler değil.
allah aşkına şimdiye kadar hangimiz 2 hafta ekmekten uzak durduk?
hangimizin 3 beyaz dedikçe gözünün önünden baklava geçirmediği bir tam ayı oldu?
benim 15 yıllık kilo kavgamda hiç olmadı.
demek ki bu işin başka bir matematiği var.
o matematiği de okulunda öğrenmiş diplomalı danışmanlar var.
o zaman nedir bu akıntıya kürek çekme sevdası?
örnek vermek gerekirse şu an bir diyetisyene danışıyorum ve çikolata yememin bile serbest olduğu bir listem var.
neden?çünkü dengeli ve her besin grubunun yenebilirliği olan ayarlamalar yapıldı.en önemlisi bu ayarlamalar benim fiziki değerlerime uygun, bana özel yapıldı.
ve diyetisyenin söylediği çok önemli bir nokta:
listede ne yazıyorsa hepsini bitir,2 dilim ekmekse ben bi kaç gram daha fazla veririm diyip 1 dilim yeme.
eğer öyle bir hata yaparsan istediğin kiloya düşmen hayal olur.
bu noktada size destek olabilecek ve soru işaretlerinizi aydınlatabilecek olması da çok önemli,sizin profesyonel gözetiminde bir plana dahil olmanızda..
günde altı öğün yemek yiyorum,oysa bana şimdiye kadar hep,sabah imparator öğle köy ağası akşam berduş gibi ye önerileriyle gelinmişti.oysa ne kadar yanlış.bu üç öğün arasında kan şekeri bir çıkıp bir iniyor ha bire..
sürece yardımcı olacak püf noktalar da çok önemli.
ben başladım ve bu gün üçüncü günüm.bundan sonra her günümün özetini yapacağım burada,diyetisyenimden öğrendiğim püf noktaları ve diyet listelerini de paylaşacağım.
ilk basamakta verilecek kilo 13.6 bu projeye biçilen ömür 4-5 ay.
ikinci basamak da 8 kilo.
başlamak bitirmenin yarısı derler,istemek de almanın..
peki neden zayıflayamıyoru(z)m(dum)?
Gönderen Aria zaman: 19:53 0 yorum
peki adriana limanın fotoğraflarına içli içli bakarken gayet kesin olan kilo verme kararını neden gerçeğe dönüştüremiyoruz?
şimdi öncelikle su içsek yarıyor,yani diğer bir deyişle,zayıf insanlar kadar yesekde bize basen göbek ve gıdı olarak dönüyor..
mu acaba????
size beslenme,sağlık,spor ve metabolizma konusunda boyu kadar kitap okumuş bir tombul olarak görülmemiş açık yüreklilikle gerçekleri söylememi ister misiniz?
maalesef su içsek yaramıyor!
yani az da yesek kararında da takılsak semizleşiyoruz gibi modern tıpa aykırı savunmalar yapmayı bıraktım ben önce.
çünkü,eğer troid seviyeleriniz normalse,insülin direnciniz ve diyabetik bir rahatsızlığınız yoksa "benim bünyem yavaş" gibi desteksiz atışlarda bulunmak sadece ve sadece kendimize zarar vermek demek.
inanın yana yakıla arkadaşlarınıza metabolizmanızın ne kadar yavaş işlediğini söyleyip kalçalarınızı mazur göstermek bir şey,
kendinize bunu bahane olarak kabul ettirip kilo vermeyi başaramayacağınıza inanmak apayrı bir şey!!!
siz böyle önemli bir konuda kendinize yalan söyleyecek kadar aciz değilsiniz..
en azından ben değilim.
yiyorum ve alıyorum bu kadar basit!
sadece salata yiyeceğim derken kıvırcığın içine basıyorum yağı...
kepekli ekmek yiyeceğim derken ne iki dilimi kalıyor ne üç dilimi..
bir de bütün gün aç kalıp akşam olunca nasıl olsa bir öğün yiyorum diyip oturunca sofraya..
sağlıklı besleneceğim diye söz verdikten sonra bile nasıl olsa azıcık diye pilavdan bir çatal,kekten bir lokma,çikolatadan miniminicik bir parça..
bunları yapınca su içmesem de yarıyor zaten.
tabii klasiğim olan zamanlı zamansız saçma sapan bilinçsizce yapılan diyetleri de unutmamak lazım.
ilk kez diyet yaptığımda 3. sınıfa gidiyordum.
sağ olsun benim her konuda çok bilmiş çevrem de bu yaşta çocuk diyet yapacağına dengeli beslesek ya demedi,üstelik diyet öyle bana özel falan da değildi,anneannemin acil çözülmesi gereken kilo problemi için verilmiş 4 günlük şok diyet..
3 hafta yaptım ve 6 kilo verdim.
3. sınıfta olduğumu hatırlatmak isterim,artık nasıl bir azimse,
4. haftaya girdiğimde bahçede arkadaşlarımla oynayken aniden gözlerim kararmaya başladı,en son hatırladığım annemin önüme koyduğu bir tabak köfteye karşı,ben rejimdeyim,diye direnişim.
hayatımda yediğim en güzel köftelerdi ve o köftelerle bozulan diyetimin üstüne liseye kadar diyet yapmadım.
lisedeyken bir dönem öğlenleri bir paket etiform ve iki şişe suyla geçirmeye başladım,bu rejim iki ay sürdü.inanamayacaksınız ama bir gram bile veremedim...
üstüne 24 saat süren yorgunluk da cabası.
2ayın sonunda form bisküvilere veda edip spor salonuna yazıldım ve 3 yıl düzensiz olarak devam ettim.
bu 3 yıl boyunca hiç kilo vermesem de hantallığımdan beklenmeyecek çevikliğe güce ve fitliğe sahip oldum.o kadar ki 75 kilo olsam ve vücudum kalın olsa da bacaklarım hiçde çekinmeden mini etek giyebileceğim kadar düzgündü.
ama ve hala....
tombuldum..
egzersiz bu işin 30% u dur ve ben bunu azimle reddediyordum.
reddettikçe hevesim kırılıyor kilo veremediğim için depresif ruh halim bir türlü değişmiyordu.
arada yaptığım, gazeteden ,internetten yada birilerinden duyduğum diyetleri yaparak ha bire kan şekerimle oynuyordum.
zaten bir süre sonra o diyetler de pazartesi başlayıp salı gizli gizli çarşambaysa resmi olarak bitmeye başladı.
kilo alıp verme döngüsüne birkez girince insan dipsiz bataklığa ayağını kaptırmış gibi oluyor,dışarı çıkamıyorsun bir türlü,üstüne üstlük çıkmaya çabalarken de ha bire içeri çekiliyorsun.
son iki yıldır ne diyeti ne egzersizi taktığım vardı zaten.
sonunda 85 kiloya dayanmıştım.
yakınlarıma göre ben doğuştan böyleydim,neden kilolarımla barışıp hayatıma devam etmiyordum?
nedenini şöyle izah edeyim...ne yenilgilerden hoşlanırım ne de yenilgileri kabullenmekten..
kilolarımla barışmak demek 21 yıldır işgal ettikleri vücudumu onlara peşkeş çekmek demek değilde ne?
hayatımı tombul,balıketli yada toplu olarak geçirmek istemiyorum.
21 yıldır bunu başaramamış olmam,hayatımın geri kalanında buna mahkum olacağım anlamına gelmez
insanlar ne hastalıklardan öldü gözüyle bakılırken hayata dönebiliyorlarsa,bence bende 20 kilo verebilirim.
özellikle bir uzmandan yardım almayı reddetmem ve diyetisyene harcayacağım parayı lüks olarak görüp kendi başıma savaşmaya çalışmam şimdiye kadar beni bu bataklıkta belime kadar batırdı.
yemeyi zayıflamaktan daha çok istediğim ve uzmanından yardım almayı reddettiğim için bu gün burada bunları yazıyorum.
buna bir son verip döngüye noktayı koyuyorum.bu gün geri kalan hayatımın ilk günü...
şimdi öncelikle su içsek yarıyor,yani diğer bir deyişle,zayıf insanlar kadar yesekde bize basen göbek ve gıdı olarak dönüyor..
mu acaba????
size beslenme,sağlık,spor ve metabolizma konusunda boyu kadar kitap okumuş bir tombul olarak görülmemiş açık yüreklilikle gerçekleri söylememi ister misiniz?
maalesef su içsek yaramıyor!
yani az da yesek kararında da takılsak semizleşiyoruz gibi modern tıpa aykırı savunmalar yapmayı bıraktım ben önce.
çünkü,eğer troid seviyeleriniz normalse,insülin direnciniz ve diyabetik bir rahatsızlığınız yoksa "benim bünyem yavaş" gibi desteksiz atışlarda bulunmak sadece ve sadece kendimize zarar vermek demek.
inanın yana yakıla arkadaşlarınıza metabolizmanızın ne kadar yavaş işlediğini söyleyip kalçalarınızı mazur göstermek bir şey,
kendinize bunu bahane olarak kabul ettirip kilo vermeyi başaramayacağınıza inanmak apayrı bir şey!!!
siz böyle önemli bir konuda kendinize yalan söyleyecek kadar aciz değilsiniz..
en azından ben değilim.
yiyorum ve alıyorum bu kadar basit!
sadece salata yiyeceğim derken kıvırcığın içine basıyorum yağı...
kepekli ekmek yiyeceğim derken ne iki dilimi kalıyor ne üç dilimi..
bir de bütün gün aç kalıp akşam olunca nasıl olsa bir öğün yiyorum diyip oturunca sofraya..
sağlıklı besleneceğim diye söz verdikten sonra bile nasıl olsa azıcık diye pilavdan bir çatal,kekten bir lokma,çikolatadan miniminicik bir parça..
bunları yapınca su içmesem de yarıyor zaten.
tabii klasiğim olan zamanlı zamansız saçma sapan bilinçsizce yapılan diyetleri de unutmamak lazım.
ilk kez diyet yaptığımda 3. sınıfa gidiyordum.
sağ olsun benim her konuda çok bilmiş çevrem de bu yaşta çocuk diyet yapacağına dengeli beslesek ya demedi,üstelik diyet öyle bana özel falan da değildi,anneannemin acil çözülmesi gereken kilo problemi için verilmiş 4 günlük şok diyet..
3 hafta yaptım ve 6 kilo verdim.
3. sınıfta olduğumu hatırlatmak isterim,artık nasıl bir azimse,
4. haftaya girdiğimde bahçede arkadaşlarımla oynayken aniden gözlerim kararmaya başladı,en son hatırladığım annemin önüme koyduğu bir tabak köfteye karşı,ben rejimdeyim,diye direnişim.
hayatımda yediğim en güzel köftelerdi ve o köftelerle bozulan diyetimin üstüne liseye kadar diyet yapmadım.
lisedeyken bir dönem öğlenleri bir paket etiform ve iki şişe suyla geçirmeye başladım,bu rejim iki ay sürdü.inanamayacaksınız ama bir gram bile veremedim...
üstüne 24 saat süren yorgunluk da cabası.
2ayın sonunda form bisküvilere veda edip spor salonuna yazıldım ve 3 yıl düzensiz olarak devam ettim.
bu 3 yıl boyunca hiç kilo vermesem de hantallığımdan beklenmeyecek çevikliğe güce ve fitliğe sahip oldum.o kadar ki 75 kilo olsam ve vücudum kalın olsa da bacaklarım hiçde çekinmeden mini etek giyebileceğim kadar düzgündü.
ama ve hala....
tombuldum..
egzersiz bu işin 30% u dur ve ben bunu azimle reddediyordum.
reddettikçe hevesim kırılıyor kilo veremediğim için depresif ruh halim bir türlü değişmiyordu.
arada yaptığım, gazeteden ,internetten yada birilerinden duyduğum diyetleri yaparak ha bire kan şekerimle oynuyordum.
zaten bir süre sonra o diyetler de pazartesi başlayıp salı gizli gizli çarşambaysa resmi olarak bitmeye başladı.
kilo alıp verme döngüsüne birkez girince insan dipsiz bataklığa ayağını kaptırmış gibi oluyor,dışarı çıkamıyorsun bir türlü,üstüne üstlük çıkmaya çabalarken de ha bire içeri çekiliyorsun.
son iki yıldır ne diyeti ne egzersizi taktığım vardı zaten.
sonunda 85 kiloya dayanmıştım.
yakınlarıma göre ben doğuştan böyleydim,neden kilolarımla barışıp hayatıma devam etmiyordum?
nedenini şöyle izah edeyim...ne yenilgilerden hoşlanırım ne de yenilgileri kabullenmekten..
kilolarımla barışmak demek 21 yıldır işgal ettikleri vücudumu onlara peşkeş çekmek demek değilde ne?
hayatımı tombul,balıketli yada toplu olarak geçirmek istemiyorum.
21 yıldır bunu başaramamış olmam,hayatımın geri kalanında buna mahkum olacağım anlamına gelmez
insanlar ne hastalıklardan öldü gözüyle bakılırken hayata dönebiliyorlarsa,bence bende 20 kilo verebilirim.
özellikle bir uzmandan yardım almayı reddetmem ve diyetisyene harcayacağım parayı lüks olarak görüp kendi başıma savaşmaya çalışmam şimdiye kadar beni bu bataklıkta belime kadar batırdı.
yemeyi zayıflamaktan daha çok istediğim ve uzmanından yardım almayı reddettiğim için bu gün burada bunları yazıyorum.
buna bir son verip döngüye noktayı koyuyorum.bu gün geri kalan hayatımın ilk günü...
neden zayıflamak istiyoru(z)m?
Gönderen Aria zaman: 18:52 0 yorum
bir laf vardır,zayıflığın ve zenginliğin fazlası olmaz diye.biz tombul hatunların, karnı omurgasına yapışmış,yanakları zımparalanmış gibi dümdüz ,göz çukurları neredeyse gözlerini bile yerlerinde tutamayacak kahve rengi karaltılara dönüşmüş,çoktan zaafiyet sınırının öbür ucuna geçmiş mankenleri insandan saymadıklar bir gerçek.her ne kadar çoğu genç yaşta kalp krizi geçirse,diğerleri uyuşturucu bağımlısı olsa,geri kalanı da blumia veya anoreksiyadan iç organ iflasının eşiğinde yer alsa da,şahsım adına konuşmam gereirse ben gizliden gizliye bu kadar kontrollü olabilmeye imrenmiyor değildim.teknik olarak benim sahip olamadığım iradeyle onların sahip olamadığı damak zevki takasının mantıksız olduğunun kesinlikle farkındaydım.peki o zaman sabahları yenen light peynirle sucuklu yumurtalı mükellef bir kahvaltının takası niye? niye kilo vermek istiyorum?niye kilo vermek istiyoruz?hele hele can boğazdan geçerken,ayın ondördü gibi güzel kızların yanağından kan damlarken,bir dirhem et bin ayıp örterken..
uzmanlar bu sorunun cevabının "sağlık" olması gerektiğini düşünüyor..bense bunu söyleyen uzmanların tam bir gerizekalı olduğunu!
sağlık tabiki çok önemli bir etken,kim 30 unda diyabetle yada kollestrolle uğraşmayı ister ki?
pekiii..................
kimler önümüzdeki yaz pareosunu takmadan,kenardan fazlalıklarının fırlayacağını düşünmeden giydiği bikinisiyle plajda kıskanç bakışları üzerine çekmek ister?
kimler fotoğraf çekinirken daha zayıf görünmek için açı ayarlamaya çalışmadan rahat rahat poz vermek ister?
kimler bir ortama girdiğinde zaten ikinci sınıf kadın olduğunu düşünerek değil,öz güveninin zirvesinde olduğunu bilerek hareket etmek ister?
motivasyon kaynaklarımdan birinin sağlık olmadığını söylemiyorum!
halamın ve anneannemin diyabet hastası olması ve benimde bayan tombul sufle sever olarak adaylığımı koymam oldukça büyük bir etken.
ama itiraf etmem gerekirse kendimi böyleyken zayıf halimden daha mutlu bulsaydım,beni zayıflatmak için diyetisyen değil,bir tabur yeniçeri gerekirdi..
işin özü,sorarsanız niye zayıflamak istiyorsun diye;
size;
bir kıyafeti beğendiğimde görevlinin elimdeki bedene bakmakdan"sizin bedeninizde olanı da vardır" demesinden bıktığım için,
etrafımdaki herkesin"olsun ama senin yüzün çok güzel" dediklerini duyduğumda tüylerim diken diken olduğu için,
pantolonlarımın dikiş yerlerinin aşınmasından gına geldiği için,
doya doya mini etek,şort giymek istediğim için,
fotoğraflarda yüzüm dışında yerleriminde görünmesinden rahatsızlık duymadan yüzlerce poz çekinebilmek için,
kendimi daha zinde ve fit hissetmek için,
olduğumdan on yaş daha yaşlı göstermemek için,
yani daha mutlu olmak için derim.
hepimiz bunun için istemiyormuyuz zaten,
değişmek için,
gelişmek için,
eskisinden daha özgüvenli olabilmek için,
daha farklı bir hayat yaşamak için,
sonuç olarak daha mutlu olabilmek için.
ve şimdi o uzmanlara soruyorum,bunun nesi yanlış?
uzmanlar bu sorunun cevabının "sağlık" olması gerektiğini düşünüyor..bense bunu söyleyen uzmanların tam bir gerizekalı olduğunu!
sağlık tabiki çok önemli bir etken,kim 30 unda diyabetle yada kollestrolle uğraşmayı ister ki?
pekiii..................
kimler önümüzdeki yaz pareosunu takmadan,kenardan fazlalıklarının fırlayacağını düşünmeden giydiği bikinisiyle plajda kıskanç bakışları üzerine çekmek ister?
kimler fotoğraf çekinirken daha zayıf görünmek için açı ayarlamaya çalışmadan rahat rahat poz vermek ister?
kimler bir ortama girdiğinde zaten ikinci sınıf kadın olduğunu düşünerek değil,öz güveninin zirvesinde olduğunu bilerek hareket etmek ister?
motivasyon kaynaklarımdan birinin sağlık olmadığını söylemiyorum!
halamın ve anneannemin diyabet hastası olması ve benimde bayan tombul sufle sever olarak adaylığımı koymam oldukça büyük bir etken.
ama itiraf etmem gerekirse kendimi böyleyken zayıf halimden daha mutlu bulsaydım,beni zayıflatmak için diyetisyen değil,bir tabur yeniçeri gerekirdi..
işin özü,sorarsanız niye zayıflamak istiyorsun diye;
size;
bir kıyafeti beğendiğimde görevlinin elimdeki bedene bakmakdan"sizin bedeninizde olanı da vardır" demesinden bıktığım için,
etrafımdaki herkesin"olsun ama senin yüzün çok güzel" dediklerini duyduğumda tüylerim diken diken olduğu için,
pantolonlarımın dikiş yerlerinin aşınmasından gına geldiği için,
doya doya mini etek,şort giymek istediğim için,
fotoğraflarda yüzüm dışında yerleriminde görünmesinden rahatsızlık duymadan yüzlerce poz çekinebilmek için,
kendimi daha zinde ve fit hissetmek için,
olduğumdan on yaş daha yaşlı göstermemek için,
yani daha mutlu olmak için derim.
hepimiz bunun için istemiyormuyuz zaten,
değişmek için,
gelişmek için,
eskisinden daha özgüvenli olabilmek için,
daha farklı bir hayat yaşamak için,
sonuç olarak daha mutlu olabilmek için.
ve şimdi o uzmanlara soruyorum,bunun nesi yanlış?
girizgah
Gönderen Aria zaman: 18:01 0 yorum
merhaba ben aria,21 yaşındayım ve aynada kendimi tanımaya başladığımdan beri şişmanım...
işte bu sizin "teşekkürler aria" diyen ekolu seslerinizi duymam gereken bölüm,çünkü burayı okuyanların bir kısmı bu destek grubunun kadim üyelerinden kanımca.yinede her destek grubunda olduğu gibi bu blogu siz dahil hiç kimse için değil sadece kendim için yazıyorum..
lütfen sizde öyle yapın,burayı ben dahil hiç kimse için değil sadece kendiniz için okuyun.
dediğim gibi ben aria,küçüklüğümden beri beni hep sınıfın en irisi konumunda tutan ve anaokulundan beri ayı dahil her sıfatı arkama yapıştıran kilolarımla aynalarla tanıştığımdan beri süregelen kavgam,geçen iki seneyi üniversite için yurtta kaldığım için sürekli fast-food yememin gazıyla sıcak savaş kıvamına gelmiş durumda.
boyum 1.75..
kilom 81.6..
şimdiye kadar hiç evlenmedim,hiç çocuk doğurmadım,hiç kilo almama sebep verecek ilaç tedavileri görmedim!
genetik olarak kilo almaya çok elverişli olmam konusunda vücudumda her şey tıkırında,testlerden hep "turp gibidir" damgasıyla alnımı aklıyorum.genetik konusuysa vicdanımı rahatlatmak için ortaya atılmış bir tez değil,ailemde gayet genç ve gayet ibretlik örnekler mevcut.
yani hem şişman ve mutsuz,hemde gelecekte genç ve sağlıksız olmam için türk kadının milli gen sürçmesi olan kilo alma eğilimi hariç geçmişimin şimdimin ve geleceğimin hiç bir bahanesi yok.
ve en kötüsü de son 15 yıldır bunun ciddi anlamda farkında olmama rağmen gerçek bir çözüm getirmemem.
tüm sorunlarımı kendim halletmeye alışık olduğum halde bu sorunu halledemedim..
büyük küçük binlerce kişiyi yönetmekte bir gram zorlanmazken kendi bedenimi yönetemedim.
verdiğim her sözü tavizsiz yerine getirirken,6 yaşında "senden kurtulacağım" dediğim göbeğime ihanet ettim..
yeri geldiğinde yakın uzak her söze kulaklarımı tıkarken,bana yemem için sürekli bahane bulanlara kulaklarımı tıkayamadım..
ama en sonunda çok basit bir şey yaptım..
hayatımda aciz olduğum tek konunun farkına vardım!
VE HAREKETE GEÇTİM!!!!
işte bu da benim günden güne yayınlayacağım çok gizli hikayem.
işte bu sizin "teşekkürler aria" diyen ekolu seslerinizi duymam gereken bölüm,çünkü burayı okuyanların bir kısmı bu destek grubunun kadim üyelerinden kanımca.yinede her destek grubunda olduğu gibi bu blogu siz dahil hiç kimse için değil sadece kendim için yazıyorum..
lütfen sizde öyle yapın,burayı ben dahil hiç kimse için değil sadece kendiniz için okuyun.
dediğim gibi ben aria,küçüklüğümden beri beni hep sınıfın en irisi konumunda tutan ve anaokulundan beri ayı dahil her sıfatı arkama yapıştıran kilolarımla aynalarla tanıştığımdan beri süregelen kavgam,geçen iki seneyi üniversite için yurtta kaldığım için sürekli fast-food yememin gazıyla sıcak savaş kıvamına gelmiş durumda.
boyum 1.75..
kilom 81.6..
şimdiye kadar hiç evlenmedim,hiç çocuk doğurmadım,hiç kilo almama sebep verecek ilaç tedavileri görmedim!
genetik olarak kilo almaya çok elverişli olmam konusunda vücudumda her şey tıkırında,testlerden hep "turp gibidir" damgasıyla alnımı aklıyorum.genetik konusuysa vicdanımı rahatlatmak için ortaya atılmış bir tez değil,ailemde gayet genç ve gayet ibretlik örnekler mevcut.
yani hem şişman ve mutsuz,hemde gelecekte genç ve sağlıksız olmam için türk kadının milli gen sürçmesi olan kilo alma eğilimi hariç geçmişimin şimdimin ve geleceğimin hiç bir bahanesi yok.
ve en kötüsü de son 15 yıldır bunun ciddi anlamda farkında olmama rağmen gerçek bir çözüm getirmemem.
tüm sorunlarımı kendim halletmeye alışık olduğum halde bu sorunu halledemedim..
büyük küçük binlerce kişiyi yönetmekte bir gram zorlanmazken kendi bedenimi yönetemedim.
verdiğim her sözü tavizsiz yerine getirirken,6 yaşında "senden kurtulacağım" dediğim göbeğime ihanet ettim..
yeri geldiğinde yakın uzak her söze kulaklarımı tıkarken,bana yemem için sürekli bahane bulanlara kulaklarımı tıkayamadım..
ama en sonunda çok basit bir şey yaptım..
hayatımda aciz olduğum tek konunun farkına vardım!
VE HAREKETE GEÇTİM!!!!
işte bu da benim günden güne yayınlayacağım çok gizli hikayem.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
